Şuan ALİÇÖZÜ KÖYÜ da 0/4 Kişi Online
Anasayfan YapFavorilerine EkleE PostaPlayerHarita
alicozukoyu Google   
Bugün 30.10.2014 
          
ANASAYFA
          
YÖNETİM
          
FORUM
          
HABERLER
          
YAZILAR
          
RESİMLER
          
VİDEOLAR
          
KÖY MEZARLIGI
          
HESABIM
  Üyelik      Hatırla    Yeni Kayıt - Şifremi Unuttum -      Aklından Neler Geçiyor ? CANLI DESTEK
» Sayfalar
~ ~ ~ Hizmetlerimiz ~ ~ ~

» Zile'de Bulunan Yatırlar

Zile'de Yatırlar ve Ziyaret Yerleri ile İlgili İnanışlar Uygulamalar, Menkıbeler
Zile, Asur Krallığı'nın başkenti Ninova Melikesi Semiramis tarafından kurulmuş dörtbin yıllık bir tarihe sahip Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden biridir.

Çok eski devirlerde Hıristiyanlığın çıkışına kadar devam eden Anaitis mezhebi** mensuplarının ziyaret yeri olan Zile, üzerinde pek çok uygarlıkları barındırmış bir ilçe olup mistik kaynaklı düşüncenin yoğunluğunu her dönemde hissettirmiştir.

Erenler yurdu, evliyalar ocağı olan Anadolu'nun her yerinde olduğu gibi Zile'de de pek çok sayıda evliya ve ziyaret yeri bulunmaktadır. Bunlarla ilgili birçok menkıbe anlatılmakta, bu yatırların her birinin bir derde deva olduğuna yöre halkınca yürekten inanılmaktadır.

Tespitlerimize göre halen 21 tanesi ilçe merkezinde, 67 tanesi köylerinde olmak üzere toplam 88 yatır ve ziyaret yeri bulunmaktadır.

18. yüzyıl sonlarında Zileli Âşık Seyit Derviş tarafından söylenen edebiyatımızdaki tek yatırlar destanı, l5 tanesinin adı zikredilerek bu ilçedeki yatır ve ziyaret yerleri için söylenmiştir.

A. Zile'de Bulunan Yatırlar

1) Zile'de Bulunan Yatır ve Ziyaret Yerlerinin Adları ve Bulundukları Yerler

1. Abdal Musa: Emirören Köyü

2. Ağbaba: Zile Merkez

3. Ahi Evran: Zile Merkez

4. Ali Hoca: Ali Hoca Köyü

5. Ali Pınarı: Karşıyaka Köyü

6. Analı Kızlı: Elik Tekkesi Köyü

7. Arap Dede: Alıçözü Köyü

8. Arap Dede: Zile Merkez (Atalar Cad.)

9. Arap Dede: Zile Merkez (Elbaşoğlu camii avlusu)

10. Ardıçlı Dede: Yeni Dağıçi Köyü

11. Aslan Dede: Zile Merkez

12. Ay Kadın : Kızılca Köyü

13. Ayan Dede: Zile Merkez

14. Balıklı: Korucuk Köyü

15. Beyazıt-ı Bestani: Zile Merkez

16. Bircivan: İmirdolu Köyü

17. Coştu Baba: İmirdolu Köyü

18. Coşkun Dede: Zile Merkez

19. Çal Dede: Alıçözü Köyü

20. Çamlı Dede: Alıçözü Köyü

21. Çamlık: Alayurt Köyü

22. Çatalarmut: İmirdolu Köyü

23. Çatalçeşme: Eliktekke Köyü

24. Çeltek Baba: Çeltek Köyü

25. Çırçır Baba: Sofular Köyü

26. Davunlu Dede: Zile Merkez

27. Deveci: Güzelbeyli Bucağı

28. Dikmen : Yayla Yolu Köyü

29. Dilek mağarası: Karakuzu Köyü

30. Dol Dede: Kızılca Köyü

31. Ellez Dede: Ayvalı Köyü

32. Ellez Dede: Hacılar Köyü

33. Elik Tekkesi: Eliktekke Köyü

34. Fındıklı: Üçkaya Köyü

35. Gürz Baba: Şıh Köyü

36. Hamur Kesen: Akgüller Köyü

37. Hıdır Dede: Kurşunlu Köyü

38. Hoca Beden : Alibağı Köyü

39. Hoca Beden: Çakırcalı Köyü

40. Hû Dede: Karakuzu Köyü

41. Huy Kesen: Zile Merkez

42. Hüseyin Gazi: Zile Merkez

43. İmam Melikiddin: Zile Merkez

44. İsmail Dede: Zile Merkez

45. Kaba Ardıç: Yücepınar Köyü

46. Kaba Pelit: Güzelbeyli Bucağı

47. Kabak Dede: Taşkıran Köyü

48. Kambur Dede: Yalınyazı Köyü

49. Karaşeyh: Şıh Köyü

50. Karaşeyh: Karaşeyh Köyü

51. Kaygusuz Abdal: Akgüllür Köyü

52. Kemerkaya: Turgutalp Köyü

53. Kırklar: Kuruçay Köyü

54. Koca Kayser: Zile Merkez

55. Kuduz Hoca: Emirören Köyü

56. Küçük Çeltek: Büyük Karayün Köyü

57. Küçük Çeltek: Yalınyazı Köyü

58. Mahmut Dede: Güzelbeyli Bucağı

59. Melik Gazi: Güzelbeyli Bucağı

60. Örümcekli Dede: Zile Merkez

61. Ömer Dede: Zile Merkez

62. Pervane Baba: Yıldıztepe Bucağı

63. Pevri Baba: Çapak Köyü

64. Saka Dede: Yalınyazı Köyü

65. Sarda: Üçkaya Köyü

66. Sarıtaş: Zile Merkez

67. Sarılık Suyu: Acıpınar Köyü

68. Sarılık Suyu: Akkılıç Köyü

69. Sarılık Suyu: Emirören

70. Süt Ali Baba: Zile Merkez

71. Şeyh Ahmet: Kepez Köyü

72. Şeyh Ali Baba: Zile Merkez

73. Şeyh Ali Baba: Akçakeçili Köyü

74. Şeyh Ethem Çelebi : Zile Merkez

75. Şeyh Helvalı Dede : Zile Merkez

76. Şeyh Kâru Baba: Zile Merkez

77. Şeyh Nusrettin: Şeyh Nusrettin Köyü

78. Şeyh Sal Sal: Boldacı Köyü

79. Şıh Ali Baba: Akçakeçili Köyü

80. Şıheylik: Yeşilce Köyü

81. Tekke: Boldacı Köyü

82. Yağmur Dede: Karabalçık Köyü

83. Yedi Mezar: Boldacı Köyü

84. Yeşil Kanat: Ali Hoca Köyü

85. Yılanlı Dede: Çapak Köyü

86. Yukarı Pınar: Kireçli Köyü

87. Zeynel Abidin: Elikketke Köyü

88. Zeyve Dede: Alibağı Köyü

B. Ziyaret Nedenleri

1. Çocuğu Olmayanların Ziyaret Ettikleri Yatır ve Ziyaret Yerleri

1.1 Abdal Musa

Emir veren köyünde olup yörede Emirören adı ile de anılan bu ziyaret yeri çeşitli dilekler için ziyaret edilir.

Bu ziyaret yeri aynı zamanda çocuğu olmayanların ziyaret ettikleri ve çeşmesindeki sudan çocuğu olmayan kadını yıkayıp dilek dilettikleri yerdir.

Burayı ziyaret edip çocuk sahibi olan çocuğu ile gelip adak kurbanını keser.

1.2 Hüseyin Gazi

Zile'nin güneybatısında yüksekçe bir tepenin üzerinde bulunmaktadır. Genellikle çocuğu olmayan kadınlar ve evlenemeyen kızlar ziyaret eder. Adakta bulunurlar. Ziyarete aralıksız yedi perşembe gidildiğinde dileklerin kabul olacağına inanılır.

Hüseyin Gazi ile ilgili anlatılan bir efsane şu şekildedir:

Hüseyin Gazi tepesinin altındaki köyde Güllü isimli güzel bir kız varmış. Babası öldüğünden anası köylük yerde yalnızlık zor olduğu için köyünden yoksul bir adamla evlenmiş. Güllü, anası, üvey babası yoksulluk içinde yaşayıp giderlerken komşu köyden Güllü'ye dünürcüler gelmiş. Güllü komşu köye gelin gitmiş. Güllü'nün bir yıl sonra bir bebeği dünyaya gelmiş. Fakat kocası ince hastalığa tutulup birden ölüvermiş. Çaresiz kalan Güllü bebeği ile anasının evine dönmüş.

Üvey baba geçim darlığı çeken, kötü kalpli bir kişiymiş. Güllü'yü eve almak istememiş.

Anası "Güllü'mü eve koymazsan ev benim değil mi, Güllü'mün yerine sen çekip gidersin" demiş. Üvey baba istemeye istemeye Güllü ve bebeğini eve almış. Birlikte yaşayıp giderken bebek hastalanmış.

Güllü bebeği bir hekime götürmesi için üvey babasına yalvarmış, ikna edememiş. Anasının da yalvarmaları fayda etmemiş. Bebeğin sancıdan kıvranışları ve sabahlara kadar ağlayışları, kadınların yalvarışları karşısında adam: "Ben sizin karnınızı doyuramıyorum. Hangi para ile bebeği doktora götüreceğim. Yalnız, Hüseyin Gazi tepesinde kıraç bir tarlam var. Yıllardır tepe olduğu için ekmiyordum. Git o tarlayı kaz. Mercimek ek. Çıkan mercimeği pazara götürüp sat. Parasına da bebeği doktora götür, ilaç al." demiş.

Çaresiz kalan Güllü, sabah ezanında kalkıp, çocuğu sırtına sarıp, kazmayı eline alıp doğru Hüseyin Gazi tepesi'nin yolunu tutmuş.

Hüseyin Gazi yatırının başında bulunan ardıç ağacına bir salıncak kurup bebeği yatırmış. Günlerce o tepeye çıkıp yatırın yanındaki tarlayı kazmış. Devamlı Hüseyin Gazi türbesi önünde diz çöküp Tanrı'ya yalvarmış. "Tanrım bana güç ver" diye gözyaşı dökmüş.

Tarlayı kazıp mercimekleri ekmiş. İki ayda mercimekler olgunlaşıp yolunacak hale gelmiş. Hastalığı gittikçe ilerleyen bebeği ile yine tepeye çıkmış, bebeyi yatırıp duasını yaptıktan sonra mercimekleri yolmaya başlamış. Çalışırken göğsünde bir sızı hissetmiş hemen bebeğine koşmuş, bakmış ki bebek ölmüş. O an öyle bir ah edip ağlamış ki sanki yer gök inlemiş.

Bu sırada yatırdan bir ses duyulmuş. "Mercimeğin taş ola, mercimeğin taş ola!" diye. Tarladaki bütün mercimekler tıpkı yeşil mercimek şeklinde birer taşa dönüşmüş ve tarlanın üzerini mercimek taşı kaplamış.

Şimdi bu ziyarete gidenler o tarlayı mercimek büyüklüğünde taşlarla kaplı olarak görürler. Hüseyin Gazi'nin hemen yanı başında bulunan iki mezardan birinin Güllü'nün diğerinin de bebeğinin mezarları olduğu söylenir.

Ziyarete giden ve çocuk sahibi olmak isteyen kadınlarbu tarladan yedi tane mercimek taşı alıp yastığının altına bırakırlar. Yedi gün sonra bu taşları tarlaya serperek çocuk için dilek dilerler. Çocukları olunca da kurban keserler.

1.3 Hoca Beden

Alibağ Köyünde olup çocuğu olmayanlar ziyarete giderler. Kurban kesip, başındaki ağaca çaput bağlayıp dilekte bulunurlar. Çocuğu olunca da çocukla birlikte gelip kurban keserler. Başındaki yaşlı pelit ağacı saygı nedeniyle kesinlikle kesilmez.

1.4 Kemerkaya

Turgutalp köyünde bulunan Kemerkaya denilen ziyaret yeri yurdun çeşitli yörelerinden çocuğu olmayanların geldikleri bir yer olup burayı ziyaret eden kadının çocuğu olacağına inanılır.

1.5 Pevri Baba

Çapak köyündeki bu ziyaret yeri çevre köylerdeki çocuğu olmayan ailelerin ziyaret yeri olup dilekleri yerine gelip çocuk sahibi olanlar çocukla birlikte gelip kurban keserler.

1.6 Yılanlı

Çapak köyünde bilinan Yılanlı adındaki ziyaret yeri de çocuk sahibi olak

isteyenlerin gittikleri ziyaret yerlerindendir.

2. Karamsarlığa ve Ruhi Bunalıma Düşünlerin Ziyaret Ettikleri Yatırlar ve Uygulamalar

2.1 Çeltek Baba

Ruhi bunalıma düşenlerin, akıl hastalarının götürüldüğü bir ve felç geçirenlerin ziyaret yeridir. 13. yüzyılda Ahmed Yesevî ocağından gelip buraları kendisine yurt tutan Şeyh Mahmut Emircidoğan buraya yerleşip Çeltek Baba adı ile yörede ün salmış, tekke ve zaviye kurmuştur. Köyün adı da bu zattan gelmektedir.

Ziyaret kapalı bir mekân olup Çilehane denilen binanın içinde bulunan üç metre boyunda ve 60 santim çapındaki korint başlıklı bir sütuna akli dengesini yitirenler sıkıca bağlanır ve sabaha kadar orada bırakılır. İplerinden kurtulan hastanın iyileşeceğine inanılır.

Anlatılan bir menkıbeye göre eskiden Çeltek köyünün olduğu yerde gayrimüslimler oturmakta imiş. Dini liderleri kendi dini inançlarına göre elindeki kitaba bakarak "Buraya birisi gelecek. Bizi buradan uzaklaştıracak" dermiş.

Bir gün bu dini lider köyün üstündeki tepeden etrafı seyrediyormuş. Birden gözüne tepenin etrafındaki düzlükte bir adam ilişmiş. Hemen bekçilerden birisini kim olduğunu ve ne yaptığını öğrenmesi için göndermiş.

Bekçi yanına yaklaştığında bu kişinin elindeki asasını yere vurup vurduğu yerden su çıkardığını görünce şaşırıp koşarak dini liderlerine varmış.

Gördüklerini anlatınca liderleri "Bize buralardan gitmek gözüküyor" deyip etrafındakilerle oradan göç etmiş.

Adı Şeyh Mahmut Emircidoğan olan bu kişinin geldiğinde yörede su çok azmış. Asasını vurduğunda suyun çıktığı yere Hacetpınarı denmiş. İnsanlar bu sudan şifa arar olmuşlar. Ruhi bunalıma girenlerle felç geçirenler burayı ziyaret edip hastalıklarından kurtulmak için adaklar adarlar.

Çeltek Baba ile ilgili anlatılan rivayetlerin biri de şu şekildedir:

Şeyh Mahmut Emirci Doğan elinde bir doğan kuşu ve bir keklik olduğu halde dolaşırken, devrin büyüklerinden birinin oğlunun ayağındaki rahatsızlığı tedavi ettirmek üzere geldiklerinde, kendilerine sormuşlar. Şeyh Mahmut Emirci Doğan da yine kendisinden bahisle "Evet köyde" demiş. Yolcular köye doğru yürümüşler, köyün içine geldiklerinde Şeyh Mahmut Emirci Doğan kendilerini karşılamış. Gerekli bakım ve tedavi yapılmış. Çocuk şifa bulunca mukabilinde de ne istersin diye sormuşlar. O da "Şu doğanımın uçup dolaştığı yerlerin öşürünü bana vakfedin." demiş. ve kendisine 17 köyün öşürü vakfedilmiş.

Devrinin büyük bir tıp alimi olan Çeltek Baba'nın bugün Çilehane denilen çalışma yeri ile medresesi mevcuttur.

2.2 Abdal Musa

Emirören köyünde bulunan ve Emirveren adı ile de bilinen Abdal Musa türbesi karamsarlığa kapılan, ruhi bunalımlara düşen kimselerin şifa umdukları, ziyaret sonrası rahatlığa ve huzura kavuştukları ziyaret yerlerinden biridir.

Çocuğu olmayanların, ruhi bunalıma düşenlerin, çeşitli niyetlerin yerine gelmesi için gidilen çok amaçlı ziyaret yerlerinden biridir.

2.3 Pervane Baba

Yıldıztepe bucağında bulunan Pervane Baba türbesi karamsarlığa ve ruhi bunalıma düşen, özellikle korku hastalığına kapılanların ziyaret ettikleri yatırlardandır.

Rahatsızlıklarından kurtulanlar daha sonra tekrar gelip yatır başında kurban kesip adaklarını yerine getirirler.

2.4 Şıheylik

Zile'nin Yeşilce köyünde bulunmaktadır. Köyün resmi adı Yeşilce olmasına rağmen yörede köy Şıheylik adı ile anılır.

Malazgirt zaferinden sonra Oğuz boylarından 12 çadırlık bir Türkmen kafilesinin köye geldiği, Anadolu'nun manevi mimarlarından Horasan erlerinden yedi kardeşin en büyüğü olan Şeyh Mehmet Efendi'nin buraya gelerek yerleştiği rivayet edilmektedir.

Bu Şeyh Mehmet icazetini almak için Amasya'daki şeyhe gitmiş. İcazet veren şeyh "Gel bakalım Mehmet ne kerametin var göster" demiş.

Şeyh Mehmet binanın direğini tutup sallamış. Direkle beraber bütün bina sallanınca Amasya'daki şeyh Mehmet Efendi'ye "Tamam Şeyh'im tamam iyilik bulasın." demiş.

Bugün, ruhi bunalıma düşenlerin, işlerinin daha iyi, rahat ve düzenli gitmesini isteyenlerin ziyaret yeri olan Şıheylik'e gidenlerin iyilik ve dertlerine şifa bulduklarına inanılır.

3. Yağmur Duası Nedeniyle Ziyaret Edilen Yatırlar ve Ziyaret Yerleri

3.1 Ellez Dede

Hacılar köyünde bulunan bu ziyaret yerine kurak mevsimlerde yağmur duası için topluca gidilir.

Yağmur duası sırasında ziyaret yerinde bulunan taşın ıslatılması ile yağmur yağacağına inanılır.

3.2 Hû Dede

Karakuzu köyünde yüksek bir yerde bulunan Hû Dede'ye yağmur duası için topluca gidilir.

Evliyanın bir sancağı bulunmaktadır.

Bu sancak yağmur duasına çıkıldığında su içerisine bırakılır. Şayet sancak suda kendiliğinden açılırsa yağmur yağacağına inanılır.

3.3 Kırklar

Kuruçay köyünde bulunan Kırklar'a da yağmur duası için topluca gidilmektedir.

Kırklar çok iri ve yaşlı kavakların bulunduğu bir meydandır.

Menkıbeye göre bir gelin gece vakti karanlıkta bu alandan geçerken selvi kavakların Tanrı'ya secde ettiğini görür. Gördüklerini köylüye anlatır fakat inandıramaz.

Ertesi gece yine kavakları bekler, selvi kavaklar secde için eğildiğinde en uzun kavağın dalının ucuna yazmasını bağlar. Köylülere durumu anlatır. Köylüler gelinin yazmasının insanın bir türlü çıkamayacağı en uzun kavağın ucunda bağlı olduğunu görünce inanırlar.

O günden sonra bu yerin kutsallığına inanılıp kurak mevsimlerde yağmur duası için ziyaret yerine çevrilmiştir

3.4 Ardıçlı Dede

Yenidağıçi köyünde bulunup kurak mevsimlerde yağmur duası için gidilen ziyaret yerlerindendir.

3.5 Kaba Ardıç

Yücepınar köyünde bulunan Kaba Ardıç ziyareti yağmur duası için gidilen ziyaret yerlerinden olup burada bulunan iri ardıç ağacının kutsallığına inanılır.

Menkıbeye göre Hz. Ali buralara kadar gelip bu iri ardıç ağacının gölgesinde dinlenmiştir. Bu nedenle kutsal sayılıp çeşitli dilekler için de ziyaret edilmektedir.

3.6 Şeyh Ali Baba

Yağmur duası için topluca gidilen yerlerden biri de Akçekeçili köyünde bulunan Şeyh Ali Baba türbesidir.

4. Sarılık Hastalığı İçin Gidilen ve Suyundan Yararlanılan Ziyaret Yerleri

4.1 Acıpınar Sarılık Suyu

Acıpınar köyünde bulunan ve sarılık suyu denilen çeşme suyunun sarılık hastalığına iyi geldiği söylenmekte olup hastalar suyun başında yıkanır. Daha sonra da buradan alınan su günlerce içirilir. Bu yolla hastaların şifa bulduklarına inanılır.

4.2 Akkılıç Sarılık Suyu

Akkılıç köyünün batısında çok eski çağlardan kaldığı sanılan kale harabeleri yakınında bulunan su kaynağının sarılık hastalığına iyi geldiği söylenmekte olup, birçok sarılık hastasının bu su kaynağından şifa bulduğu anlatılmaktadır.

4.3 Emir Veren Sarılık Suyu

Emir Veren köyünde bulunan bu sarılık suyu da Zile merkez ve çevre köylerinde sarılık hastalığına yakalananların sıkça gittikleri ziyaret yerlerindendir.

Eski bir kale kalıntısı dibindeki sarılık suyu çeşmesinin başında hastalar yıkanıp sonra da evlerine götürdükleri suyu içerek şifa bulduklarına inanılır.

5. Çeşitli Dilekler İçin Gidilen Yatır ve Ziyaret Yerleri

5.1 Ay Kadın

Çeşitli dilekler için gidilen Kızılca köyündeki Ay Kadın türbesinin yanı başında bulunan çeşme suyunda yıkanan ve bu suyu götürüp bir süre içen kimselerin mide rahatsızlıklarından kurtulacaklarına inanılır.

5.2 Balıklı

Yörede çeşitli dilekler yanında özellikle askere giden gençlerin askere gitmeden ziyaret ettikleri ve asker dönüşü ziyaretlerini tazeledikleri bir ziyaret yeri olarak bilinir.

Anlatılan menkıbeye göre eskiden bu evliyanın yanında bir havuz varmış. Bu havuzda beyaz, gümüş renkli balıklar yaşarmış. Bu evliyaya da bu yüzden Balıklı denmiş.

Savaş yıllarında bu köye iki tabur asker gelmiş. Tabur komutanı askerlerine havuzdaki balıkları yakalamalarını ve kızartmalarını emretmiş. O zaman köyün büyükleri: "Yapma, etme. Orası bizim ulu evliyamızdır. Onlara bir şey yaparsan, kendine, çoluğuna-çocuğuna Allah öyle bir bela verir ki, bin pişman olursun." demişler. Komutan da: "Balıktan evliya mı olurmuş" deyip kahkahalar atarak balıkları yakalatmış.

Akşam balıkları kızarttırınca o gün çocuğunun biri yüksek bir yerden düşüp ölmüş. Diğer çocuğu oynarken ortadan kaybolmuş. Karısı tavadaki balıkları kızartırken ocağın başında ölüvermiş. O anda da balıklar tavadan yok olmuşlar.

Herkes hayrette kalmış. O zaman komutan yaptığına bin pişman olup tövbe etmiş. O günden sonra komutanı bir daha hiç gören olmamış. Balıklar suda tekrar peydah olmuşlar fakat beyaz gümüş renginde değillermiş. Bir tarafları beyaz, bir taraflyarı siyahmış. Siyah olan yerler tavada iken kızaran yerlermiş. Balıklara kimse zarar vermesin diye köylüler havuzun üzerini kapatmışlar. Fakat daha sonra balıkların kayboldukları görülmüş. Balıkların hiçbir izine rastlanmamış.

5.3 Beyazıt-ı Bestami

Halk arasında Beyazıbesten adı ile bilinen ziyaret yeri Zile merkezinde Ali Kadı Mahallesi'nde olup çevre halkı tarafından baş ve göz ağrıları ile çeşitli dilekler için ziyaret edilen yerlerdendir.

Çok eski devirlerde Zile Anaitis mezhebinin merkezi durumunda olduğundan, bu mezhebin inanışı gereği halk zevk ve eğlenceye fazla düştüğü için Ahmed Yesevî bu yöreye içinde Beyazıt-ı Bestami'nin de bulunduğu dört şeyh gönderir. Beyazıt-ı Bestami Zile'ye geldiğinde hiç öğrencisi ve müridi bulunmamaktadır. Halkı iyi yöne çekebilmek, İslâm kültürünü yayabilmek için hemen işe koyulur.

Pazar yerinden birtakım işçi alarak evine götürür. "Sabah namazını kılalım öyle işe başlarız." der. Namazdan sonra bir zikir çekelim öyle işe başlarız." der. Zikirden sonra "Ben biraz okuyayım öyle başlarız." der. Kur'an-ı Kerim'i okuduktan sonra öğle olur. Yemeklerini yerler. Daha sonra "Namazımızı kılalım öyle işe başlarız." der. Namazdan sonra sabahki gibi zikir ve Kur'an okuma derken akşam olur. "Bugün iş yapamadık, yarın gelin, yevmiyeniz çalışıyor." der. Bir hafta böyle devam eder. Hafta sonunda işiniz bitti diye işçilerin parasını verip göndermek ister. Fakat işçiler parayı kabul etmeyerek kendilerinin mürid olarak kabulünü isteyip ilk müridleri ve ilk öğrencileri olarak kalırlar.

Beyazıt-ı Bestami için anlatılan bir menkıbe de şöyledir:

Beyazıt-ı Bestami devrinde Kör Kadı adı ile bilinen zalim bir kadı vardır. Kadı bir gün sokağa çıkma yasağı çıkarır. Çünkü hanımı ile birlikte kaleye çıkarak şehri izleyecek, muhabbet edecektir. Beyazıt-ı Bestami vakit namazını kılmak için evinin önündeki çeşmede aptest alır. Bu sırada başına dikilen askerler içeri girmesini sokağa çıkmanın yasak olduğunu söylerler. Beyazıt-ı Bestami evinin önü olduğunu, aptest alıp gireceğini söylese de askerler dinlemeyip kafasına bir dipçik vururlar.

Beyazıt-ı Bestami elini kanayan başına sürerek "Kabağın sahibi bilir." der. Bu söz üzerine şiddetli bir rüzgâr eser. Bu rüzgâr kale surlarının üzerinden şehri izleyen Kör Kadı'nın eşini kaleden aşağı atar. Kör Kadı da olduğu yere düşerek bayılır. Rüzgâr kesilip kadı ayılınca karısının olmadığını görür, arattırır, kalenin eteğinde bulurlar. Kör Kadı'nın korkudan dili tutulmuştur, konuşamaz.

Kör kadı biraz sonra kendine gelip "Bugün ne oldu ise söyleyin, söyleyeni ödüllendireceğim" deyince, jandarmalar olanı anlatırlar.

Kör Kadı Beyazıt-ı Bestami'ye giderek halka karşı davranışlarının yanlış olduğunu anladığını, daha adil ve yumuşak olacağını bildirir. Beyazıt-ı Bestami'nin okuduğu bir dua sonucu dili tamamen açılıp eski sıhhatine kavuşur.

Halen Beyazıt-ı Bestami külliyesinde yatan yatırlardan biri Abdurrahman Çelebi'dir. Anlatılan bir menkıbeye göre Abdurrahman Çelebi'nin bir ağabeyi varmış. O da caminin imamı imiş. Abdurrahman Çelebi çok dindarmış. Abdest alırken dahi kendisinden geçermiş. O akşam abdestini alırken, suya bakmış, kendinden geçmiş. Allah tarafından ona suda bazı şeyler gösterilmiş.

Suda Karadeniz'i görmüş. Karadeniz'de bir balıkçı teknesi fırtınaya tutulmuş. Bir o yana, bir bu yana sanki ceviz kabuğu gibi sallanıyormuş. İçindeki balıkçılar ne yapacaklarını bilmeden Allah'tan yardım diliyorlarmış.

Bir dalga çok şiddetli teknenin üzerine geliyormuş. Abdurrahman Çelebi o zaman öyle bir hışımla sanki denizin yanındaymış gibi Allah tarafından öyle bir güç verilmiş ki Karadeniz'e atlamış. O anda balıkçı teknesini doğrultmuş.

O zamanlar üç peşli entari giyiyorlarmış. Abdurrahman Çelebi tekneyi doğrulturken peş olan yerlerinin arasına balıklar girmiş. Yine Tanrı'nın verdiği kuvvetle geri dönmüş.

Akşam namazına yetişmiş. Entarisinin peşini düzeltirken balıklar mescide dökülmeye başlamışlar. Balıklar orta yerde hopur hopur sıçramaya başlayınca kendinden büyük olan imam ağabeyisi seslenmiş.

"Bu balıklar neyin nesi?" demiş. Bunun üzerine Abdurrahman Çelebi: "Karadeniz'de bir balıkçı teknesi batıyordu. Onu düzeltmeye gittim. Balıklar ondan peşime girmişler." demiş.

Bugün sıkıntı ve zorda kalanlar, işleri bozulanlar, çeşitli dert ve üzüntüleri olanlar da Beyazıbesten'e gidip işlerinin düzeltilmesi, sıkıntılarının gitmesi için dilek dilemektedirler

   
 » Diğer Sayfalar
    Yöre Dilimiz
    font colorff3300Soner UYSAL Kimdir ?
» CopyrightYukarı Git
2oo6-2o13 © Copyright
Site Design Coding © C.C.P. 2011
Made in İstanbul - Soner Uysal